photo2 (2)

Bebeğimin İlk 40 Gününde Yaşadıklarım

İnsan hamilelik süresi boyunca sadece bebeğinin sağlıklı doğup doğmayacağını merak ediyor. Her ay yapılan kontrollerle yürekler rahatlatılıyor ve bebeğin sağlığını korumak için çok dikkatli davranıyor. En çok merak ettiği konu ve en büyük endişeside doğumun nasıl gerçekleşeceği.
Ancak öyle bir mucize ki doğum, bebeğiniz doğar doğmaz bu stresi unutuveriyorsunuz çünkü bambaşka bir hayat başlıyor.
Sizleri bilmem ama ben doğum sonrasında neler yaşayabilirim diye pek bir araştırma yapmamıştım, araştırmayı bırakın düşünmemiştim bile.
Bu yazımda ilk 40 gün karşılaştıklarımı ve nasıl çözdüğümü paylaşmak istedim.

1. İlk emzirme ve Süt : Sezeryan ile doğum yaptıysanız ilk gün sütünüzün gelmemesi veya az gelmesi çok normal. Ancak bebeğiniz emsede siz bir kez sağma yaparak ne kadar süt geldiğini mutlaka kontrol edin. Benim oğlum süt gelmediği halde emmişti ve ağlamamıştı. Bilurubini ( Kundak Sarılığı) artınca sütüm kontrol edildi ve ikinci günün sabahında fototerapiye aldılar. Bunun için size tavsiyem, doğum yaptığınız hastane eğer özel ise hemşireye bebeği verebiliyorsunuz. İlk gece mutlaka uyuyun 2 saat de olsa bebeğinizi vermeniz sonraki gün onu besleyebilmeniz için önemli. Süt yapan yiyecek ve içecekleri daha sonra ayrı bir yazıda yazacağım fakat ilk günden başlayarak bol su tüketmek şart. Hemşire imkanınız yoksa yanınızda sizinle birlikte kalacak olan kişiye bebeğiniz uyanana kadar ona bakmasını isteyebilirsiniz. Hele bu kişi anneniz ise seve seve bu işe gönüllü olacaktır.

2.Kundak Sarılığı : Büyüklerimizden hep duyardık. Sarı tülbent koyduk geçti Şekerli su içirdik bir şey kalmadı vs. İlk geceden sonra bize doktorumuz bebeğimizi fototerapiye alacağını söylediğinde biraz şaşırdık tabii, bir de bilirubinin kritik değerlerinin bebeğin doğduğundan itibaren saatle değiştiğini bilmiyorduk ki. Biraz araştırınca içimiz rahat şekilde fototerapiyi kabul ettik.

Fototerapi nedir?
(Wikipedia.org – alıntı)

Kanlarındaki bilirubin düzeyleri yüksek olan sarılıklı bebeklerin bahçede gezdirilirken renklerinin güneş ışığının direkt teması neticesinde açıldığının farkedilmesiyle tesadüfen keşfedilmiştir.

Düşük düzeyde devam eden fizyolojik sarılıklarda belli bir tedavi uygulamaya gerek yoktur ancak bebeğin yaşı (gün olarak) ve ağırlığı göz önüne alınarak 15 mg/dl’nin üzerindeki oranlarda en sık uygulanan tedavi yöntemi fototerapidir. Deride biriken bilirubin, uygulanan ışığın etkisiyle, suda eriyecek duruma dönüşür ve böbrekler vasıtasıyla idrar olarak vücuttan atılır.

Tedavi sırasında, bebek üzerinde sadece alt değiştirme bezi kalacak şekilde soyulur ve gözlere koruma amaçlı bir maske takılır. Bu şekilde ışığın altına yatırılır. Işık tedavisi esnasında çok sıvı kaybı olacağından bebeğin en az iki saatte bir ya annesi tarafından emzirilmesi sağlanır ya da yine aynı sıklıkta bebeğe mama verilir. Işık tedavisi esnasında, bebeğin sindirim sistemi hızlı çalışacağından dışkılama sayısında ve miktarında da bir artış gözlenir

Fototerapi aslında wikipedia da da söylendiği gibi, bebeğinizin ışın altında gözü maskeli bir şekilde çıplak olarak yatması. Sizin gerilebileceğiniz tek nokta her hastanede öyle midir bilmiyorum ama fototerapi alınan yerin yoğun bakım olarak adlandırılması ve sadece emzireceğiniz zamanlarda bebeğinizi görebilecek olmanız.

Hastane fototerapi önerdiğinde bizim aklımıza fiyatını sormak bile gelmemişti. Sonrasında faturada sadece 68 TL gibi bir rakam görünce çok da şaşırdık. (Acıbadem Hastanesi) Belkide bizim hastanede yattığımız gün olduğu için eksra bir ücret olmamış olabilirler diye düşündük çünkü bazı özel hastanelerde çok yüksek rakamların telaffuz edildiğini çok sonra diğer arkadaşlarımızla sohbet esnasında öğrendik.

Bizim kundak sarılığımız neredeyse oğlumuz 2 aylık olana kadar sürdü. Doktorumuz periyodik aralıklarla ölçümlerimizi yaptı ve kademeli olarak düşme olduğundan sonrasında bir daha ölçüm yapma gereği görmedi. Sarılık süresince bilirubinin etkisi ile hem rengi koyu sarıydı hem de çok uyuyor ve uykudan uyanmakta zorlanıyordu.

3. Gaz Sancıları : Bebeğinizin emerken yuttuğu hava nedeni ile gaz sancısı yaşaması ilk 40 günün en önemli mücadele konularından biri.
Bebeğiniz sebebini bilemediğiniz şekilde ağlıyor ise, bacaklarını sık sık karnına çekiyor ise gazı var demektir.
Bu konuda her bebeğe fayda eden şey farklı olabiliyormuş. Ben doktorumuzu aradığımda aldığım cevap fön makinesi çalıştırın, aspiratör, elektrik süpürgesi, karnına sıcak su torbası koyun vs. idi.
Biz 3 gün gaz sancılarını dindiremeyince bu sefer aile büyüklerimizden duyduğumuz bir takım şeyleri uygulamaya başladık. Karnına kekik yağı sürdük, yine karnına ve ayaklarının altına acı elma yağı sürdük, yine de gaz sancılarını bitiremedik. Aldık oğluşumu sabahın köründe doktorumuza götürdük. Kısa bir muayeneden sonra bize bir gaz damlası önerdi. Günde 4 kez düzenli olarak o damla ile gaz sancıları çekilebilir hale geldi ama yine de %100 olarak geçmedi. Bu sancılar benim en hazırlıksız olduğum durumdu. Bebeğin gazı olur ama sırtına vurunca geçer diye bilirdim hep.
Bebeğin gaz olmasını azaltmak için bir göğsümden 10 dakika emzirip kaldırdım gazını çıkardıktan sonra yine aynı göğüsten emzirmeye devam ettim. Bu bir nebze daha fazla gaz olmasını engelledi.
Ayrıca bebeklere gaz olduklarında gazlarını rahat çıkarmaları için fayda edebilecek duruş ve masaj şekillerini araştırdım.
Karnına avuç içi ile yaptığım ve bacaklarını bisiklete biner gibi hareket ettirdiğim masaj çok işe yaradı. Bu işin uzmanı olmadığım için nasıl yapıldığını ben tarif etmeyeyim ancak internette çok kolaylıkla bu konuda videoolar bulabilirsiniz. Duruşlardan ise bizde en çok işe yarayan ve en çok rahatlatan yüzüstü duruş oldu. Ancak bu duruşta sadece sizin kontrolünüzde olduğunuz zamanlarda bırakın. Kafasını henüz tutamayacağı için nefes almasını engeleyebilirsiniz.
Fön makinesini ise gaz sancısından uyuyamadığı zamanlarda kullandık. Gerçekten etkisi inanılmazdı. Her zaman bu yöntemle uyumasa bile ilk zamanlarda yarım saat sakinleşmiş olması bizim için hazine değerinde bir zamandı.
Kolik müzikler ise bizde hiçişe yaramadı. Kucağıma alıp kendi sesimle O’na çocuk şarkıları söylemem her zaman daha faydalı oldu.

İlk 40 günün özeti bizde böyle. Umarım sizler de okuduğunuzda kendiniz için faydalı bir kaç şey bulabilirsiniz. Ya da benzer şeyler yaşıyorsak, bu konuda yalnız olmadığınızı bilmek de sizi rahatlatmış olabilir.

Ayrıva bizim için diğer önemli olan konu ise bu süreçte yaptırdığımız yenidoğan sünneti idi. Ancak sünnet konusundan biraz daha uzun bahsedeceğim için bu yazıyı daha da uzatıp okunmaz hale getirmek istemedim.

Sevgiyle..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

c7853246-f215-4388-bb3b-425405d105ae

Pilav Yapmanın Püf Noktaları

Pilav yapmak geline verilecek kaynana notu nispetinde önemlidir. Aslında prensiplere uyulduğunda zor olmayan bir yemek olsa da, her zaman facia ile karşılaşma riski vardır. Doğu mutfağında pirincin yeri azımsanmaz. Özellikle Asya’da pirinç bazı ülkelerde temel ve hatta tek besin maddesidir. Örneğin Çin’in Güney Doğusunda en ...